Şart midur?

Dani Rodrik’in kitabını anlatacağım ama önce Kaçkarlar’daki rehberi anlatmam lazım.

Kaçkarlar’daki Rehber

Üniversite yıllarında bir tura katılıp Kaçkarlar’a gitmiştim. Kamp yapacağım, dağlarda takılacağım… Gençlik işte! Her neyse, yaylaya çıktıktan sonra bize bir rehber verdiler. Düştük yollara. Rehber yürüdükçe yürüyor. Ben ise onca yoldan gelmişim, yorgunum. Bir an önce kamp kurup, biraz dinlenmek istiyorum.

Baktım rehberin durmaya niyeti yok, sordum: “Artık şuralarda bir yerde kamp yapsak mı?”

Rehber: “Şart midur?”

Düşündüm. Eh biraz daha yürüyecek enerjim var. Hem muhtemelen kamp için daha uygun bir yer bulabiliriz. Burada kamp yapabileceğimiz gibi başka bir yerde de yapabiliriz. Burası olmazsa, şurası olur. Dolayısıyla illa o noktada kesinlikle kamp kurmamız, şart midur? Değildur!

Yürümeye devam ettik. Artık iyice yorulmaya başlayınca bir daha sordum:

– “Artık durup, çadırları kursak mı?”
– “Şart midur?”

Düşündüm. Şart değildur! Yani biraz daha yürüyebilirim; hem belki daha güzel bir yerde kamp kurabiliriz… Dolayısıyla, illa ki tam o noktada kamp kurmamız şart değildur!

Bütün Kaçkarlar maceram böyle geçti. Yaylaya iniyoruz, “Burada yemek yesek mi?” diye soruyorum, cevap aynı: “Şart midur?” Düşünüyorum, gerçekten de değildur! Başka güzel yerler de var. Burada değil, şurada da yiyebiliriz…  “Şurada oturup su içsek?” “Şart midur?” “Değildur!” İlla ki oturmamız gerek yok, yürürken de içebiliriz…

Şart midur? Değildur! Şart midur? Değildur!

Kaçkarlar’daki rehber, bana önemli bir şey öğretti: Eğer dikkatlice düşünürsek, pek çok şey şart değildur!

Ekonomide hemen hemen hiçbir şey şart değildur!

Ekonomi derslerinde, özellikle de iktisadi büyüme ile ilgili derslerde, öğrencilere Kaçkarlar’daki rehberin hikâyesini anlatıyorum. Diyorum ki, bu dersten hiçbir şey öğrenmeseniz bile bunu unutmayın: Ekonomide hemen hemen hiçbir şey şart değildur!

Tasarrufları arttırınca, yatırımlar artar ve böylece iktisadi büyüme gerçekleşir diye düşünüyor olabilirsiniz. Peki bu şart midur? Değildur! Evet, tasarruf ve yatırım önemlidir ama sadece yatırımla bir yere kadar büyüyebilirsiniz. Üretkenliği arttırmadığınız takdirde, olduğunuz yerde debelenip durmanız gayet olasıdır.

Faizleri düşürünce yatırım artar mı? Şart değildur, çünkü yatırım davranışının tek belirleyicisi faiz değildir.

Eğitim her zaman iktisadi büyümeye yol açar mı? Şart değildur, çünkü eğitimin büyümeye katkı yapabilmesi için pek çok başka şeyin de yerli yerinde olması gerekir.

Ticaretin serbestleşmesi herkesin refahını arttırır mı? Şart değildur! Serbest ticaret çoğu zaman kazananlar ve kaybedenler yaratır. Ticaretin ülke ekonomisini nasıl etkileyeceği, pek çok başka koşula da bağlıdır…

Özetle, söz konusu ekonomi olduğunda hemen hemen hiçbir şey sart değildur. Peki neden? İşte Dani Rodrik, Economics Rules başlıklı son kitabında bu sorunun cevabını çok güzel veriyor.

İktisadın Doğası

İktisat, politikalar aracılığıyla, hayatın her alanına etki eden bir bilim olduğu için, iktisatçıların da, politikacıların da, vatandaşların da, iktisadın ne işe yaradığı ve nasıl işlediği konusunda biraz düşünmesinde fayda var. İktisat bir bilim midir? İktisatçıların her dediğini doğru kabul etmeli miyiz? Onlara güvenebilir miyiz? İktisat politikası önerilerini nasıl değerlendirmeliyiz? Bu soruları sormamız ve tartışmamız gerekiyor.

Ancak, bir sorun var. Bu soruların yanıtları ve iktisadın doğası ile ilgili sayısız farklı görüş var. Bazıları iktisadın fizik gibi kesin bir bilim olduğunu söylerken, diğerleri bu yaklaşımı eleştiriyor ve iktisattaki soyut modellerin, doğası gereği karmaşık olan ekonomilerde olup biteni (gerçekliği) açıklayamadığını söylüyor. Yani bazıları “iktisatçılara güvenin” derken, diğerleri “aman dikkat, bu iktisatçılar neden bahsettiklerini bilmiyor” diyor.

Biliyorsunuz, 2008 krizi sonrasında iktisatla ilgili eleştiriler ayyuka çıktı. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman bile iktisatçıların matematiksel modellerin güzelliğine kanıp gerçekliği unuttuğunu söyledi. Eleştirel iktisatçılar ve diğer sosyal bilimciler buna benzer eleştirileri uzun zamandır dile getiriyordu. İktisat modellerinin gerçeğe uygun olmayan varsayımlar yaptığını ve bu sebeple açıklama ve öngörü yapmada başarısız olduğunu söylüyorlardı. Hala da söylüyorlar.

Tabii iktisada yapılan eleştiriler bununla da sınırlı kalmıyor. İktisatçıların serbest piyasa ideoloğu olduğu ve diğer sosyal bilimleri yok saydığı da sıklıkla dile getirilen eleştiriler arasında. Özetle, iktisadın doğası ve iktisat modellerinin açıklama gücü ile ilgili büyük bir kafa karışıklığı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kime inanmalıyız? Bize iktisadın hemen her şeyi açıklayabilecek kadar güçlü bir bilim olduğunu söyleyenlere mi, yoksa iktisadı eleştirenlere mi?

Economics Rules

Dani Rodrik, Economics Rules’da iktisatla ilgili bu kafa karışıklığını gidermeye çalışıyor. Kitap, bir taraftan iktisada yapılan eleştirilerin bazılarının yersiz olduğunu iddia ederken, diğer taraftan da iktisatçıları eleştiriyor. Mesela, bir taraftan iktisat modellerinin soyut olmasının, gerçekliğe uygun olmayan varsayımlar içermesinin ve karmaşık iktisadi gerçekliği basitleştirerek ele almasının eleştirilecek bir şey olmadığını söylerken; diğer taraftan da iktisatçıların, özellikle de iktisat politikası tasarlayanların, sık sık iktisat modellerini yanlış bir şekilde kullandıklarını söylüyor.

Rodrik’e göre iktisadın güzelliği ve gücü, iktisat modellerinin çeşitliğinden geliyor. Her model bize belirli koşullar altında ne sonuçlar ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Burası önemli! Farklı modeller, farklı varsayımlar yaptığı ve dolayısıyla da farklı koşullar altında geçerli olduğu için, bir modelin sonuçlarının her durumda geçerli olduğunu söylemek zor. Dolayısıyla, Rodrik, iktisatta herhangi bir sorunun doğru cevabının “duruma bağlı” olduğunu söylüyor.

İktisattaki soruların doğru yanıtı duruma bağlıysa, o zaman iktisat modellerinin sonuçlarını da dikkatli bir şekilde yorumlamak gerekiyor. Örneğin, bir model bize serbest ticaretin herkes için iyi olduğunu söylüyorsa, bunu belirli varsayımlar yaparak söylediğini hatırlamamız gerekiyor.

Yani model, belirli koşullar altında serbest ticaret herkes için iyidir diyor; ancak başka koşullar geçerli olduğunda serbest ticaretin herkes için faydalı olup olmayacağını bize söylemiyor. Dolayısıyla, bu modelden yola çıkıp politika önerisi üretirken, modelin bir gerçeklik testinden geçirilmesi gerekiyor. Eğer bu model gerçeklik testini geçmiyorsa, duruma uygun başka modelleri dikkate almak icap ediyor. Rodik’in iktisat modellerinin çeşitliğini iktisadın zenginliği olarak görmesinin nedeni de bu. Farklı koşullarda ne olacağını gösteren pek çok model var. Doğru modeli seçmek ise bir zanaat; bilgi ve deneyim gerektiriyor.

Dani Rodrik’e göre iktisatta yapılan en büyük hatalardan biri, iktisat modellerinin çeşitliliğini ve modellerin sonuçlarının duruma bağlı olduğunu unutmak. İktisadı eleştirenler de, bir modelden yola çıkıp genel geçer iddialarda bulunanlar da bu hataya düşüyor.

Özetle Rodrik, diyor ki, iktisatta hemen hemen hiçbir şey şart değildur!

Peki neden şart değildur?

Rodrik’in argümanını kabaca şöyle özetleyebiliriz: Ekonomi oldukça karmaşık bir sistemdir. Ancak iktisat modelleri bu karmaşık sistemin tamamını resmetmeye çalışmaz. Her model, bu karmaşayı belirli ölçülerde basitleştirir. Ayrıca, farklı modeller, farklı koşullara ve nedensel faktörlere odaklanarak, farklı durumları inceler.

İktisada giriş derslerinde pek anlatılmasa da iktisat teorisi, neden hemen hemen hiçbir şeyin şart olmadığını gösteren sayısız modelle doludur. Her model belirli koşullarda ne olacağını gösterir ve koşullara bağlı olarak modellerin sonucu da değişebilir. Bu modellerin tamamına baktığımızda, ekonomide olup bitenlerin sayısız faktörün birbiriyle etkileşiminin sonucu olduğunu görürüz. Dahası bu faktörlerin hangilerinin etkin veya baskın olduğu koşuldan koşula değişir. Bağlam ve detaylar son derece önemlidir. Türkiye’de doğru olan, Almanya’da doğru olmayabilir. Güney Kore’de başarılı olan bir politika, Etiyopya’da işe yaramayabilir.

Yani diyor ki: Şart midur? Değildur!

İktisatçıların büyük “günahı”

Dani Rodrik’in anlattıklarından şu önemli dersi çıkarabiliriz: Ekonomi söz konusu olduğunda genel geçer ifadelerden kaçınmak gerekir. İktisat modellerinden öğrendiklerimizin çoğu zaman sadece belirli koşullarda geçerli olduğunu unutup, detayları incelemeden ahkâm kesmek iktisatçıların yapabileceği en büyük hatalardan biridir.

Ekonomi köşe yazılarını biraz olsun takip ediyorsanız, ekonomi ve finans yazarlarının bu “günahı” sıklıkla işlediklerini muhtemelen biliyorsunuz. Köşe yazarlarının bu hataya düşmesini önemsemeyebilirsiniz, ancak iktisatçılar ve iktisat politikalarını tasarlayanlar bu hataya düşüyorsa endişelenmenizde çok büyük fayda olabilir.

Türkiye’yi düşünün. Ekonomi politikası milyonlarca insanın hayatını etkiliyor. Ekonomi bakanı “yatırımların artması için faizlerin düşmesi lazım” diyor. İktisadi büyümeyi sağlamak için çeşitli sektörlere ve bölgelere teşvikler veriliyor. Enerji açığını kapatabilmek için kömür üretimi pohpohlanıyor. Yerli telefon üretilsin diye ithal telefonlara vergi getirilmeye çalışılıyor… Yani hayatımızı etkileyecek sayısız iktisat politikası uygulanıyor veya öneriliyor. Peki ya bu politikalar yanlışsa, “şart midur?” sorusunu göz ardı ediyorlarsa, kaş yapayım derken göz çıkarıyorlarsa? Endişelenmemiz gerekmez mi?

Eğer biraz olsun endişelenmemiz gerektiğini düşünüyorsanız, Dani Rodrik’in son kitabını okumanızı öneririm. Kitap, iktisada biraz ilgisi olan herkesin anlayabileceği şekilde yazılmış. İktisat modellerinin doğasını ve iktisatta neden hemen hemen hiçbir şeyin şart olmadığını örneklerle açıklıyor. Bunu yaparken iktisadi düşünce tarihine ve güncel politika tartışmalarına da sık sık atıf yapıyor. Mesela, iktisatçılar 2008 krizini neden öngöremedi, tartışıyor.

Rodrik, hem iktisada yapılan eleştirileri hem de iktisatçıların yaptığı hataları değerlendiriyor ve iktisadın nasıl bir bilim olduğunu tane tane anlatıyor. ÖzetleEconomics Rules, iktisatçıların, iktisat öğrencilerinin ve iktisatla derdi olan herkesin okuması gereken bir kitap.

Ha bu kitabı okumanız şart midur? Tabii ki değildur! Ama bence okumazsanız çok şey kaybedersiniz.

Not. Dani Rodrik’in kitabı, Economics Rules yakında çıkıyor. Kitabın Türkçesi Efil yayınevi tarafından yayınlanacak.

Dani Rodrik
Economics Rules: The Rights and Wrongs of the Dismal Science
W.W. Norton & Company Inc.
2015
ISBN: 978-0-393-24641-4
272 sayfa.

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

Bu yazı 30.08.2015 tarihinde Business HT‘de yayınlanmıştır.

Kocaeli Üniversitesi’ndeki “İktisat Nedir?” sunuşu

Kocaeli Üniversitesi Ekonomi Kulübünün düzenlediği seminerde “İktisat Nedir?” başlıklı bir sunuş yaptım. Beni Kocaeli Üniversitesi’ne davet eden ve sunuşa katılan tüm öğrenci ve öğretim üyelerine çok teşekkür ederim. Tekrar görüşmek ümidiyle.

Diktatör Oyunu: Güç, Para ve Hakkaniyet

Güç ve para insanı bozar mı? Gelin iktisattan ve psikolojiden ne dersler çıkarabiliriz bir bakalım.

Fazla güç, kokain gibidir

İktisat ve psikolojide, güç ve para konusunda yapılmış pek çok çalışma var. Örneğin, Dr. Ian Robertson, gücün beyni tıpkı bir uyuşturucu gibi etkilediğini söylüyor. Güç beyindeki ödül mekanizmasını etkileyerek (kokain gibi) bağımlılık yapıyormuş. Tıpkı evrimsel kuzenlerimiz babunlar gibi, hiyerarşide bir üst mertebeye çıkıp güç sahibi olan insanlar da daha saldırgan, kibirli ve sabırsız oluyormuş. Dr. Robertson, çok fazla gücün, normal idrak kabiliyetini ve duyguları bozabileceğini, yanlış kararlara ve akıl dışı bir risk algısına neden olabileceğini; kişiyi bencilleştirip, empati duygusunu yok edebileceğini de ifade ediyor [1, 2]. Evet, biraz güç faydalı olabilir. Mesela, daha iyi kararlar almanıza neden olabilir [3]. Ama çok fazla güç istiyorsanız, Dr. Ian Robertson’un söylediklerini akılda tutmanızda yarar var.

Diktatör” İktisadı

İktisatçılar, iktisadi karar alma süreçleri ile ilgili deneyler yapmaya başladıklarında, literatürde diktatör oyunu olarak adlandırılan bir oyunu da incelemeye başladılar ve karar verme gücünü elinde bulunduranların ne tür iktisadi davranışlar sergileyeceğini araştırdılar. Diktatör oyunu deneyleri şöyle yapılıyor: Deneklerden birine bir miktar para veriliyor ve deneğe, isterse bu paranın bir kısmını diğer oyuncuya verebileceği söyleniyor. Yani, deneklerden biri “diktatör” olarak seçiliyor, seçme gücü ona veriliyor ve “diktatör” paranın nasıl dağıtılacağına karar veriyor.

Şimdi siz böyle bir deneye katılsanız ne yapardınız bir düşünün. Paranın tamamını kendinize mi saklardınız, yoksa hakkaniyetli olmak adına paranın bir kısmını diğer oyuncuya mı verirdiniz? Bu soruyu ilk soran ben değilim tabii. Daniel Kahneman ve arkadaşları 1986’da benzer bir anket yapmışlar ve öğrencilere iki seçenek sunmuşlar: (a) 20 doları eşit olarak bölüştürmek veya (b) 18 doları alıp diğer oyuncuya 2 dolar vermek. Anket sonucunda çalışmaya katılanların dörtte üçünün parayı eşit bir şekilde bölüştürmeyi tercih ettikleri ortaya çıkmış [4]. Daha sonra gerçek parayla yapılan deneylerde de diktatör rolü verilen deneklerin, iktisat teorisinin öngörülerinin aksine, diğer oyunculara para verdiği ve hakkaniyetli davrandığı ortaya çıkmış.

“Diktatör”ler para dağıtıyor, hakkaniyetli davranıyor! İnsanlık açısından güzel haber! Değil mi? Hemen heyecanlanmayın!

“Diktatör”, elinizdeki parayı da alabilir

Diktatör oyunuyla ilgili az önce bahsettiğim çalışmaların sonuçlarına ne kadar güvenebileceğimizi araştıran daha yeni bir çalışma, bize “diktatör”lere çok fazla güvenmememiz gerektiğini hatırlatıyor. John List adlı iktisatçı, diktatör oyununa bir seçenek daha eklemiş. Bu yeni oyunda “diktatör”ün üç seçeneği var: Verilen parayı kendisine saklama, paranın bir kısmını diğer oyuncuya verme ve diğer oyuncunun parasına el koyma. Şimdi düşünün, hangisini seçerdiniz?

John List’in yaptığı deney sonucunda ne çıkmış dersiniz? Buna şaşırmayacaksınız. Oyundaki “diktatör”lerin çoğu, başkalarının parasına el koyma gücünü de elde edince, karşıdaki oyuncuya para vermekten de vazgeçmiş [5]. Bu deneyden anlıyoruz ki, “diktatör”ler ilk başta sandığımız gibi başkalarına para vermeye çok da niyetli değil. Daha doğrusu beklentiler, davranışları etkiliyor. Paraya el koyma seçeneği, “diktatör”ün ve “diktatör”ün karşısındaki oyuncuların beklentilerini, dolayısıyla da sonuçları etkiliyor. Gerçek diktatörlerin insanların özgürlüklerine ve parasına el koyma güçlerinin olduğu düşünülürse, sadece bunu yapmıyor olmalarını bile bir lütuf olarak görüyor olabilirler. Bu sebeple, onlardan daha fazla hak, daha fazla özgürlük veya hakkaniyet beklemek çok da mantıklı olmayabilir.

Para da bizi bozuyor!

Günümüzde güç deyince, akla para geliyor. Gücü sevenlerin parayı da sevdiklerini biliyoruz. Peki, eline haksız bir şekilde para geçen birine güvenebilir miyiz? Sosyal psikolog Paul Piff, bu sorunun cevabını merak etmiş ve bir deney yapmış. Deneklerden Monopol oyununu oynamalarını istemiş. Ancak, oyunun başlangıcında bazı deneklere daha fazla Monopol parası vermiş. Yani denekler oyuna eşit şartlarda başlamamışlar. Peki, ne olmuş dersiniz? Şu olmuş: Oyuna daha fazla parayla başlayan oyuncular, diğerlerine karşı kaba davranmaya ve oyundaki başarısıyla caka satmaya başlamışlar. Ama sadece bu değil. Bu oyuncular, oyundaki başarılarını oyuna daha fazla parayla başlamalarına değil, daha iyi oynamalarına bağlamışlar. Ve tabii, oyunun oynandığı masada duran krakerleri de onlar yemişler! Cidden. Fena! Değil mi? Monopol oyununda bile biraz güç insanı bozuyor!

Paul Piff, TED’deki konuşmasında şöyle diyor: “binlerce katılımcıyla yaptığımız düzinelerce çalışmada gördük ki, kişinin varlık seviyesi arttıkça, merhamet ve empati duyguları azalıyor ve hak sahipliği ve layık olma duygusu ve kişisel çıkar düşüncesi artıyor.” [6]

Lüks mekânlar ve dürüstlüğünü kaybeden insanlar!

Bu güç ve para işinin bir de ergonomisi var. Gücü sevenlerin, lüks ve geniş mekânları (lüks arabaları, konutları, makam koltuklarını, vb.) da sevdiklerini biliyoruz. Andy Yap ve arkadaşları, lüks mekânların insan davranışını etkileyip etkilemediğini araştırmışlar. Çalışma sonucunda, kaba bir tabirle, insanların yayıla yayıla oturmasına izin veren mekânların (örneğin, lüks otomobillerin veya makam konutlarının), daha fazla güç algısı yarattığı ve bu mekânlardaki insanların dürüst olmayan davranışlar sergilemeye, hile veya hırsızlık yapmaya daha meyilli olduğu ortaya çıkmış [7]. Benzer bir şekilde, Paul Piff’in yaptığı bir çalışma da, lüks araç kullananların trafik kurallarına uymamaya ve yayalara yol vermemeye de daha meyilli olduklarını, daha bencil davrandıklarını gösteriyor [6].

Güç Yozlaştırır

Bu sonuçları genellemek mümkün değil, biliyorum. Para ve güç sahibi herkesi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetim yok. Ama insanların para ve güç ile ilişkilerinin çok da sağlıklı olmadığı ortada. Aşırı güç ve para söz konusu olduğunda insanlara çok da fazla güvenemeyeceğimizi gösteren pek çok çalışma var. Dolayısıyla, eğer birisine mutlak güç vermeyi düşünüyorsanız ve bu güce rağmen hakkaniyetli olmasını bekliyorsanız, Lord Acton’un sözlerini hatırlayın: “Güç yozlaştırır, mutlak güç ise mutlak olarak yozlaştırır”! [8]

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

Notlar:

Kaynaklar:

  • [1] Robertson, I. (2012) Like baboons, our elected leaders are literally addicted to power. http://goo.gl/LMFJ2S
  • [2] Daily Mail (2012) Power really does corrupt as scientists claim it’s as addictive as cocaine. http://goo.gl/EcIrFF
  • [3] Smith, P. K., Dijksterhuis, A., & Wigboldus, D. H. J. (2008). Powerful people make good decisions even when they consciously think. Psychological Science, 19(12), 1258–1259.
  • [4] Kahneman, D., Knetsch, J. L., & Thaler, R. H. (1986). Fairness and the assumptions of economics. The Journal of Business, 59(4), 285–300.
  • [5] List, J. A. (2007). On the Interpretation of Giving in Dictator Games. Journal of Political Economy, 115(3), 482–493.
  • [6] Paul Piff, Para İnsanı Bozar mı? https://goo.gl/wR0sJf
  • [7] Yap, Andy J. ve diğerleri (2013). The Ergonomics of Dishonesty: The Effect of Incidental Posture on Stealing, Cheating, and Traffic Violations. Psychological Science, Kasım 2013, 24: 2281-2289.
  • [8] Acton-Creighton Correspondence (1887) http://oll.libertyfund.org/titles/2254

Davranışsal İktisat Nedir?

Davranışsal iktisada ilgi duyan iktisat öğrenciler için küçük bir izleme ve okuma listesi hazırladım, belki işinize yarar. Davranışsal iktisat konusunda sayısız İngilizce kaynak var. Ben burada, daha çok Türkçe kaynakları listeleyeceğim. En sonda birkaç İngilizce kaynak da var.

Videolar (Türkçe altyazılı)

Bu videoların hepsi doğrudan iktisattan bahsetmiyor ama eğer daha önce hiç davranışsal iktisatla ilgilenmediyseniz, bu videoları izleyerek aşağıdaki okumalar için bir altyapı oluşturabilirsiniz. Aslında, bunları her halükarda izleyin bence!

Eğer bu konuşma hoşunuza gittiyse, Dan Ariely’nin diğer TED konuşmalarıiçin adres şu: https://www.ted.com/speakers/dan_ariely
Bunlar benim seçtiklerim. Daha fazlasını şurada bulabilirsiniz: Davranışsal İktisat TED konuşmaları

Okumalar (Türkçe)

Şimdi gelin davranışsal ve deneysel iktisat konusundaki Türkçe blog yazılarına ve makalelere bir bakalım:

Türkçe Kitaplar:


Eğer İngilizce biliyorsanız aşağıdaki video, yazı ve makalelere de bakmanızı tavsiye ederim.

Video (İngilizce)

Daha fazlasını şurada bulabilirsiniz: Davranışsal İktisat TED konuşmaları

Okumalar (İngilizce)

Kitaplar (İngilizce)

Davranışsal iktisatla ilgili İngilizce kitaplara göz atmak isterseniz, aşağıdaki kitap listeleri işinize yarayacaktır:

Online Dersler

Daha fazlası!

Bütün bunlara baktıktan sonra, “ben bu işte uzmanlaşacağım” dediyseniz, aşağıdaki kitaplar başlangıç için faydalı olabilir. Kolay gelsin.

  • Altman, Morris, 2006, Handbook of Contemporary Behavioral Economics. M E Sharpe Incorporated.
  • Altman, Morris, 2012, Behavioral Economics For Dummies. John Wiley & Sons.
  • Angner, Erik, 2012, A Course in Behavioral Economics. Palgrave Macmillan.
  • Camerer, Colin F. et el, 2003, Advances in Behavioral Economics. Princeton University Press.
  • Cartwright, Edward, 2011, Behavioral Economics.
  • Cartwright, Edward, 2014, Behavioral Economics.
  • Diamond, Peter and Vartiainen, Hannu, 2007, Behavioral Economics and Its Applications.
  • Heukelom, Floris, 2014, Behavioral Economics. Cambridge University Press.
  • Just, David R., 2013, Introduction to Behavioral Economics. John Wiley & Sons.
  • Kahneman, Daniel and Tversky, Amos, 2000, Choices, Values, and Frames. Cambridge University Press.
  • Roth, Alvin E., 2015, Who Gets What — and Why. Houghton Mifflin Harcourt.
  • Shafir, Eldar, 2013, The Behavioral Foundations of Public Policy. Princeton University Press.
  • Skorepa, Michal, 2011, Decision Making. Palgrave Macmillan.
  • Wilkinson, Nick and Klaes, Matthias, 2012, An Introduction to Behavioral Economics. Palgrave Macmillan.
  • Wilkinson, Nick, 2007, An introduction to behavioral economics. Palgrave MacMillan.
  • Zamir, Eyal and Teichman, Doron, 2014, The Oxford Handbook of Behavioral Economics and the Law. Oxford University Press.

Not: Eğer bu listeye katkı yapmak isterseniz, yorum kısmından önerilerinizi diğer okurlarla paylaşabilirsiniz.

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

Nobel Ekonomi Ödülü İle İlgili Okumalar

2014 Nobel Ekonomi Ödülü’nü Fransız iktisatçı Jean Tirole aldı. Jean Tirole’ün neden Nobel aldığını, ne katkılar yaptığını anlamak istiyorsanız, sizin için seçtiğim şu yazılara bakabilirsiniz. Listenin başındaki yazılar sondakilere göre nispeten daha kolay. Daha sonra eklemeler yapabilirim.

jean1

  • Nobel ödülü Jean Tirole’e çok yakıştı! – Emin Köksal | Emin hocamız, Jean Tirole’ün temel katkısını anlaşılabilir şekilde özetliyor. Önce bu yazıyı okumanızda fayda var.
  • Nobel Ekonomi Ödülü 2014: Regülasyon ve Jean Tirole – Tamer Çetin | Tamer hocamızın bu yazısı, konuyu çok güzel özetliyor. Emin Köksal’ın yazısını okuduktan sonra, bu yazıyı okuyarak Jean Tirole’ün katkısını daha iyi anlayabilirsiniz..
  • Information for the Public: Market power and regulation | Nobel web sayfasındaki bu yazı genel okuyucu için Jean Tirole’ün yaptığı katkıları özetliyor.
  • Understand the research that just won Jean Tirole the economics Nobel Prize – Danielle Kurtzleben | Bu yazı da Jean Tirole’ün Nobel’e layık görülen katkısının güzel bir özetini yapıyor.
  • Jean Tirole and Platform Markets – Alex Tabarrok | Bu yazı, Jean Tirole’ün iki-taraflı piyasalar (örn. kredi kartı piyasası) literatürüne yaptığı katkıları özetliyor.
  • One paper by Nobel Prize winner Jean Tirole that every internet user should know – Matthew Yglesias | Bu yazı da Jean Tirole’ün iki-taraflı piyasalar literatürüne yaptığı katkıyı özetliyor ve ilgili makalenin her İnternet kullanıcısının bilmesi gereken bir makale olduğunu söylüyor. Google veya Facebook neden sizden para istemiyor anlamak için bunu okuyabilirsiniz.
  • Why Jean Tirole’s work matters in the Age of Google – Larry Elliot |  Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, bu yazı Jean Tirole’ün katkılarının modern ekonomiyi anlamamıza yaptığı katkılara değiniyor. Yazar, Ekonomi Nobel’inin gerçek dünya ile ilişkisini kurmanın genelde zor olduğunu ancak bu sefer durumun farklı olduğunu söylüyor.
  • A Nobel Prize for real world economics – Diane Coyle | Diane Coyle, bu yazıda Jean Tirole’ün gerçek dünyayı anlamamıza nasıl katkı yaptığını hatırlatıyor. Sondaki atıf dikkat çekici ve tartışılmaya değer: “Modeller gerçek dünyaya yaklaştıkça, matematik zorlaşıyor.”
  • Jean Tirole’s legacy – Francesco Salemi | Bir düşünce kuruluşu olan Bruegel’in web sayfasında yayınlanan bu yazı, Jean Tirole’ün katkılarını kapsamlı bir şekilde özetliyor.
  • Jean Tirole’s Nobel Prize Is Also a Win for Modern Microeconomic Theory – Justin Wolfers | Bu yazı, Jean Tirole’ün katkılarıyla mikroekonomi teorisi arasındaki bağlantıyı ele alıyor. Genel olarak Jean Tirole’ün katkılarını güzel bir şekilde özetliyor.
  • The 2014 Nobel Laureate in economics is Jean Tirole – Tyler Cowen | Tyler Cowen, bu yazıda çok güzel bir Jean Tirole portresi çıkarıyor ve Tirole’ün katkılarını makalelerine ve kitaplarına bağlantılar vererek anlatıyor.
  • Scientific Background: Market power and regulation | Yukarıdakilerden daha ayrıntılı bir çalışmaya bakmak isterseniz, bunu okuyun. Nobel web sayfasındaki bu makale, iktisatçıların Jean Tirole’ün katkılarıyla ilgili bilmesi gerekenleri özetliyor ve ilgili literatürün güzel bir özetini yapıyor. 3. ve 4. sınıftaki İktisat öğrencileri bunu okuyabilir.

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

İktisat Politikası, Emniyet Kemeri ve Biber Gazı

Bu yazıda iktisatçıların çok önem verdiği bir ilkeye değineceğim: “Müşevvikler önemlidir!”

“Müşevvik de nedir?” dediğinizi duyar gibiyim. İngilizcesi “incentive”, bizi bir şeyler yapmaya iten, teşvik eden şey anlamına geliyor. İktisatçılar diyor ki, insanlar kendilerini bir şeyler yapmaya iten şeylerden etkilenirler. Ya da iktisat komedyeni Yoram Bauman gibi açık ve net bir şekilde söyleyelim: İnsanlar kendilerini motive eden şeylerden motive olurlar. Totolojik değil mi? Biraz öyle. Gerçi totolojik olması çok da kötü bir şey değil, çünkü bu sayede, belki de ilk defa, iktisatçıların söylediği bir şeyin doğru olduğundan emin olabilirsiniz. Gerçi doğru bir şeyden yola çıkıp yanlış şeyler söylemek de mümkün. Bunu da unutmayalım.

Şimdi müşevvikler önemlidir önermesinin dünyayı anlamamıza nasıl yardım edebileceği hakkında biraz düşünelim. Bir soru soralım, bir model kuralım; zamanımız kalırsa modelimizi yıkıp yerine güzel ve şirin bir AVM bile yapabiliriz.

Okumaya devam et

İktisatçılar: Sosyal Bilimlerin Baltalı İlahları

Mustafa Satıcı’nın Baltalı İlah karikatürlerini bilirsiniz. Baltalı İlah’ın bu hayattaki temel misyonu hevesinizi baltalamaktır. Örneğin, evinize harika bir sinema sistemi mi aldınız? Baltalı İlah gelir ve “Başta birkaç iyi film izlersin, sonra ver elini Show TV” diyerek hevesinizi baltalar. Ya da otobüsü beklemeye üşenip taksiye mi atladınız? Baltalı İlah arkanızdan “Senin otobüs bomboş gidiyor!” diye seslenir. Bize aldığımız kararın yanlış olabileceğini, alternatifleri yeterince değerlendirmediğimizi hatırlatır. Kaçan fırsatları yüzümüze vurur.

baltalıilah3

İktisada sosyal bilimlerin kasvetli kraliçesi derler. İktisatçılar da sosyal bilimlerin baltalı ilahlarıdır. Çünkü en temel ilkelerinden biri şudur: Yaptığımız her şey bir ödünleşme içerir. Yani, yaptığımız her şey, başka bir şeyden vazgeçmeyi gerektirir. İktisatçıların işlerinden biri, bize vazgeçtiklerimizi ve bunun maliyetini hatırlatmaktır. Tıpkı Baltalı İlah gibi! Bir karar mı verdiniz, iktisatçı hemen atılır ve sorar: Paranızı, zamanınızı, enerjinizi veya kaynaklarınızı daha iyi değerlendirebilir miydiniz? Fırsat maliyetini, yani kaçan en iyi fırsatın değerini, dikkate aldınız mı?

Bir şeyi yapmaya karar verdiğimizde başka şeylerden vazgeçtiğimizin farkında olsak da çoğu zaman fırsat maliyetlerini hesaba katmayız. Genellikle sadece görünür maliyetleri dikkate alırız. Örneğin, evimizi boyamak için yaptığımız harcamayı toplayıp maliyet hesabı yaparız ama bu işe harcadığımız zamanın değerini çoğu zaman unuturuz. İktisatçılar, başka türlü de kullanabileceğimiz bu zamanın değerini, yani fırsat maliyetimizi de hesaplamamız gerektiğini söyler. Evinizin boyası geldiyse ve bu işi kendiniz yapmayı planlıyorsanız, bunu bir düşünün. Hevesinizi baltalamak gibi olmasın ama zamanınız, boyacıya vereceğiniz paradan çok daha değerli olabilir.

Bugün 100 bin TL’si ile bir işe ortak olan ve 1 yılın sonunda bu işten 3 bin TL kazanmayı bekleyen biri, bu işten yıllık kazancının 3 bin TL olduğunu düşünecektir. Ancak, gerçek kazancı bundan çok daha azdır. Çünkü bu parasını başka türlü de kullanılabilirdi. Örneğin, o işe ortak olmak yerine, parasını bir bankaya yatırılabilirdi. Eğer bunu yapsaydı, diyelim ki, 1 yılda en az 5 bin TL getiri elde edecekti. Bu durumda, bu kişi, o işe ortak olarak 5 bin TL kazanmaktan vazgeçip, 3 bin TL’ye razı olmuş demektir. Dolayısıyla, aslında 2 bin TL kaybı vardır. Gördüğünüz gibi 3 bin TL kazandığını düşünen bu kişi, iktisatçılarla konuştuğu anda hevesi baltalanacak ve kaçan fırsatı dikkate almadığına bin pişman olacaktır.

Uzun lafın kısası, akılcı iktisadi kararlar almak isteyenlerin kaçacak fırsatları ve dolayısıyla fırsat maliyetini dikkate alması gerekir.


Bu yazı Wall Street Journal Türkiye’de yayınlanan Kamu Harcamaları ve Mars Seyahati başlıklı yazıdan alınmıştır.


 

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

İktisat derslerinde nasıl başarılı olursunuz?

Dönem başlarken İktisada Giriş derslerinde öğrencilere yaptığım önerilerinden bazılarını burada özetleyeyim dedim. Belki üniversiteye yeni giren öğrencilerin, özellikle de ekonomi/iktisat öğrencilerinin işine yarar, yüksek notlar almalarına yardım eder:

1. Lisedeki çalışma alışkanlıklarınızdan vazgeçin. Bu alışkanlıklar, iyi üniversitelerdeki iktisat derslerinde işe yaramaz. (a) Ezberlemeyin, konunun veya çözümün mantığını anlayın. (b) Sadece sorunun veya problemin yanıtına değil, o yanıtın nasıl bulunduğuna odaklanın.  Böyle yapmazsanız, benzer soru ve problemleri çözme becerisini kazanamazsınız. (c) Çalışmayı son güne bırakmayın. Düzenli çalışın. (ç) Derste size verilenlerle yetinmeyin, araştırın. Şimdi gelin bunları biraz açalım.

2. Derse girmeden ve dersten sonra ders içeriğine göz gezdirin. Derse girmeden, o gün anlatılacak konuya şöyle bir göz gezdirin. Kitapta (veya verilen okumada) neler anlatılmış, konu neden önemli… şöyle bir bakın. Hatta eğer vakit yaratabilirseniz, okuyun. Bunu yaparsanız, derste anlatılanları çok daha kolay anlayacaksınız. Dersten sonra da aynı gün biraz vakit ayırıp neler yapıldığına, önceki ve gelecek konularla nasıl ilgili olduğuna bir bakın. Daha da güzeli, biraz vakit ayırıp tekrar edin.

3. Dersteyken dersle ilgilenin, akıllı telefonunuzla değil. Yapılan araştırmalar, aynı anda birden fazla işi yapan insanların bu işlerin hiçbirini yeteri kadar iyi yapamadığını gösteriyor. Eğer dersi dinlerken sevgilinize WhatsApp’tan aşk mesajları gönderiyorsanız, şunu söyleyebiliriz: Sevgiliniz bunu hak etmiyor. Ona zaman ayırın. Ona mesaj yazarken ders dinlemek gibi başka işlerle ilgilenmeyin. Eğer derste tüm enerjinizi ve ilginizi sevgilinize göndermek istediğiniz mesaja vermek istiyorsanız, o zaman zaten derse girmenize gerek yok. Aynı şekilde, eğer dersi gerçekten dinlemek istiyorsanız, tüm enerjinizi ve ilginizi derse odaklayın. Sonuçta, derse girerek pek çok şeyden (uykudan, arkadaşlarla sohbetten, sevgilinizle gezmekten vb.) vazgeçtiniz. En azından, derse girdiğinize değsin. 🙂

4. Derste not alın. Sadece slaytlardan çalışmayın. Çalışırken özet çıkarın. Yapılan araştırmalar, el yazısıyla alınan notların öğrenmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Not tutarsanız, derste anlatılanları daha kolay hatırlarsınız. Ayrıca, slaytlarda yer almayan detayları da not etmiş olursunuz. Ders çalışırken de kendiniz için not çıkarın. Bu notlar sınava çalışırken çok işinize yarayacak. Ayrıca, her zaman derste aldığınız notlara ve ders kitabına/okumalarına başvurun. Hocanız ders anlatırken  slaytlardan faydalanıyor olabilir. Ancak, siz sadece slaytlardan çalışmayın.  Slaytlar hocanın derste anlattığı her şeyi içermez. Eğer derse katılıp, not tutmadıysanız, slaytlardan çalışarak, slaytlardaki grafikleri ezberleyerek başarılı olamazsınız. Her zaman derste aldığınız notlara ve ders kitabınıza/okumalarına başvurun. Ha unutmadan, aktif bir şekilde çalışın:

5. Aktif bir şekilde çalışın. Denklem ve grafiklerle oynayın, kavramlara takla attırın! Soru cevaplayın. Bu ne demek? Şu demek: Ayağınızı masaya uzatıp, grafiklere ve tanımlara uzaktan bakarak iktisat öğrenemezsiniz. Grafikleri çizmeniz, kavramların nasıl kullanıldığı ve hangi bilimsel soruları cevaplamakta faydalı oldukları konusunda düşünmeniz lazım. Grafikleri çizmeniz de yetmez. Onlarla oynayın. Eğrilerin hangi koşullarda kayacağını düşünün, senaryolar uydurun ve o senaryoları öğrendiğiniz grafiklerle gösterip gösteremediğinize bakın. Örneğin, bu sene kuraklık olursa gıda fiyatlarına ne olur diye sorun. Veya, “bizim pizzacı ‘bir alana bir bedava’ kampanyası yaptığında benim refahım artar mı?” diye sorun. Bu soruları öğrendiğiniz denklem, model ve grafiklerle cevaplamaya çalışın. Kavramlar hakkında düşünürken de kavramın neden o şekilde tanımlandığını ve kullanıldığını anlamaya çalışın. Anlamak için, öyle tanımlanmasaydı bu ne anlama gelirdi diye düşünün. Kavramlara da “işkence” edin. Tüm bunlara ek olarak, hocanızın verdiği çalışma sorularını cevaplayın. Hocanız soru vermiyorsa, kitabınızdaki soruları cevaplamaya çalışın.

6. Arkadaşlarınızla birlikte çalışın. Birbirinize hep “neden?” diye sorun. Öğrendiklerinizi arkadaşlarınıza açıklamaya çalışın. Göreceksiniz, açıklarken ve arkadaşlarınızın “neden?” sorularını yanıtlarken, konuları daha iyi kavrayacaksınız. Ciddiyim.

7. Kendinize soru sorun. Hocanıza soru sorun. Eğer dersle ilgili tek sorunuz “hocam sınavda ne çıkacak?” ise o dersten bir şey öğrenemezsiniz. Bir şeyler öğrenebilmek için soru sormanız ve bu soruları cevaplamaya çalışmanız lazım. “Neden bize bunları anlatıyorlar?” diye sorarak başlayabilirsiniz. İktisat derslerinde işe yarayacak bazı sorulara bazı örnekler: “Bu modelin amacı ne?”, “Bu model hangi soru veya sorulara yanıt bulmaya çalışıyor?”, “Bu model ne tür varsayımlar yapıyor?”, “Bu varsayımlar mantıklı mı, gerçekçi mi?”, “Bu modele alternatif başka modeller de var mı?” vb. Özetle, şunu söyleyebilirim: Bir iktisat modelinin neden tasarlandığını, hangi sorulara yanıt aradığını bilmiyorsanız, o modeli bilmiyorsunuz demektir. Modelin denklemlerini veya grafiklerini ezbere biliyor olmanız bu durumu değiştirmez.

Özelikle derste anlatılanları anlamadığınızda hemen hocanızı uyarın. Neyi anlamadığınızı söyleyin, kafanızdaki soruları sıralayın. Pek çok öğrenci, konuyu sadece kendisinin anlamadığını düşünerek veya soru soran ilk öğrenci olmamak için soru sormaktan kaçınır. Bunu yapmayın. Üniversiteye diploma almak için değil, bir şeyler öğrenmek için geliyorsunuz. Soru sorun ki öğrenin. Ayrıca emin olun ki, eğer siz konuyu anlamadıysanız, çok büyük bir ihtimalle sınıfın geri kalanı da anlamamıştır. Soru sorarak bütün sınıfa yardımcı olacaksınız.

8. Araştırın. Araştırın. Araştırın. Hocanızın size yalan yanlış şeyler anlatıp anlatmadığını öğrenmenin en iyi yolu konuyu araştırmak ve daha fazla okuma yapmaktır. Bir konu hakkında araştırma yaptığınızda o konuyu çok daha iyi öğrenirsiniz. İnternet’in nimetlerinden faydalanın. Ancak sadece Wikipedia ve Ekşi Sözlük gibi sitelerle yetinmeyin. Bu gibi siteler araştırmaya başlamak için size yardımcı olacaktır. Araştırmanıza bu tür genel sitelerden başlayıp, konunun uzmanlarına ve daha akademik çalışmalara ulaşmaya çalışın. Akademik araştırma nasıl yapılır bilmiyorsanız, hocalarınıza danışın.

9. Sınavda sorulan soruları cevaplayın. Bu öneri size ilginç gelmiş olabilir ama pek çok öğrenci soruda ne istendiğine fazla dikkat etmeden, cevap kağıdını konuyla ilgili ne biliyorsa onlarla dolduruyor veya sorulan soruyu değil kafasındaki başka bir soruyu cevaplıyor. Bunları yaptığınızda sorulan soruyu cevaplamadığınız için o sorudan iyi puan alamazsınız. Sınavlar bildiklerinizi kullanıp kullanamadığınızı anlamak için yapılıyor. Bu sebeple, ezberinizi kağıda dökmeniz değil, soruyu cevaplamanız bekleniyor. Ayrıca, yine aynı sebeple, soruyu cevaplamak için ne gerekiyorsa onu yazmanız tam puan almanız için yeterlidir. Konu hakkında bildiğiniz her şeyi yazmak size sadece vakit kaybettirir. Her hocanın sınav yöntemi farklıdır ancak bu temel ilke her sınavda işe yarayacaktır. Soruda tam olarak istenen ne? Önce bunu iyice anlayın, soruyu cevaplamaya sonra başlayın.

10. Zamanınızı iyi kullanın. İyi ve başarılı öğrenci, sadece ders çalışan bir öğrenci değildir. Gezin, tozun, görün, eğlenin. Derslerde geçen zamanınızı, WhatsApp’ta veya Facebook’ta gezerek değil, dersi dinleyerek geçirirseniz, ders dışında daha az çalışmanız yeterli olur. Düzenli çalışırsanız ve yukarıdaki önerileri dikkate alırsanız, diğer şeyleri yapmak için daha fazla zamanınız olacaktır. Sınav dönemlerinde arkadaşlarınız çırpınırken, siz hayatınızın normal akışına devam edebilirsiniz. Çünkü, her şeyi zamanında anladınız, çalıştınız, not çıkardınız. Bir iki tekrarla sınava girip başarılı olabilirsiniz. Günlerce sabahlamanıza gerek yok. Hatta sınav döneminde arada sinemaya falan bile gidebilirsiniz. Ancak, siz yine de sınav döneminde sinemaya, restorana gittiğinizde ‘check-in’ yaparak arkadaşlarınızı gıcık etmeyin.

Bonus: İyi üniversitelerde kopya ve intihal (mesela, kopyala-yapıştır ödevler) cezalandırılır. Eğer sınavda kopya çekerseniz veya kopyala-yapıştır bir ödev verirseniz, durumun ciddiyetine göre bir ya da iki yarı yıl okuldan uzaklaştırma alabilirsiniz. Bunları yapmayacağınızı biliyorum ama ben yine de uyarayım.

Bunlar şimdilik aklıma gelenler. Daha sonra eklemeler yapabilirim. Sürç-i lisan ettiysem affola.

Önerileriniz varsa, yorum kısmından ekleyebilirsiniz. Şimdiden teşekkürler.

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

İktisat Öğrencilerine Tatil için Okuma Önerileri

Tatil için okuması kolay ve eğlenceli iktisat kitapları arıyorsanız, aşağıdaki kitapları okumanızı tavsiye ederim. İlk kitap olarak Robert Frank’ın Doğal İktisat‘ını seçebilirsiniz. Bu kitap, her gün karşılaştığımız olguları en temel iktisat kavramlarını kullanarak açıklamaya çalışıyor. Aslına bakarsanız kitap, Robert Frank’ın öğrencilerinin ödevlerinden oluşuyor. Buzdolaplarının buzluk kısmında genellikle neden ışık olmadığını hiç merak etmiş miydiniz? Peki bu durumu iktisadi kavramları kullanarak açıklayabilir misiniz? Doğal İktisat‘ta bu ve bunun gibi ilginç sorulara iktisadi mantığı kullanarak nasıl cevap verebileceğinizi öğreneceksiniz.

dogal_iktisatDoğal İktisat (Neden İktisat Neredeyse Herş eyi Açıklar)
Robert H. Frank
Efil Yayınevi Yayınları / Ekonomi Dizisi

İkinci sıraya Tim Harford’un kitaplarından birini koyabilirsiniz. Benim tavsiyem Görünmeyen Ekonomist. Bu kitap, iktisat gözlüklerini takınca dünyanın nasıl daha ilginç ve daha anlaşılır bir yer olduğunu anlatmaya çalışıyor. Havaalanlarında yiyecekler neden pahalı? Peki sinemalarda patlamış mısır neden pahalı? Ricardo’nun rant teorisini gündelik hayatta nasıl kullanabiliriz? Şirketler nasıl oluyor da aynı ürünü bize farklı fiyatlardan satıyorlar? Uçakta sizinle tıpa tıp aynı koltukta oturan adam bu koltuğa neden sizin iki katınız kadar para ödemiş olabilir?… Tim Harford, bunlar gibi soruları cevaplamanıza yardım edecek. Harford’un bazı görüşlerini beğenmeyebilir, çok ideolojik bulabilirsiniz ama bu kitabı okumanıza engel olmasın. Hem belki, Harford’u eleştirmek için iktisadı daha iyi öğrenmeye heveslenirsiniz, kim bilir!

harford_gorunmeyen

Görünmeyen Ekonomist
Tim Harford
Pegasus / Yayınevi Genel Dizisi

harford_hayatin

Hayatın Mantığı
Tim Harford
Pegasus / Bestseller Dizisi

Üçüncü kitap olarak, Steven Levitt ve Stephen Dubner’ın Görünmeyen Ekonomi başlıklı kitabını seçebilirsiniz. Bu kitapta çok ilginç sorularla karşılaşacaksınız. Uyuşturucu satıcıları neden anneleriyle yaşar? Sumo güreşçileriyle öğretmenler arasındaki benzerlik nedir? Kürtajın serbest kalması suç oranlarını azaltır mı? Steven Levitt ve Stephen Dubner bu soruları iktisatçıların alet kutusunu kullanarak cevaplamaya çalışıyor. Kürtaj – Suç ilişkisi gibi tartışmalı konuları iktisadi mantık ve istatistiki yöntemlerle cevaplamaya çalışıyorlar. Kahve sohbetlerinde ilginç ve tartışmalı konular açmayı seviyorsanız, bu kitabı kaçırmayın.

levitt_gorunmeyen_ekonomi

Görünmeyen Ekonomi – Dünya Gerçekte Nasıl İşliyor?
Steven D. Levitt & Stephen Dubner
Boyner Yayınları / İş Hayatı Dizisi

Son olarak, Dan Ariely’nin kitaplarını önereceğim. Dan Ariely, çok eğlenceli bir adam. Ama sadece bununla kalmıyor. İktisat modellerinde insanların akıl dışı hareketler yapmadığını varsayıyoruz ya, işte Dan Ariely bu varsayımı sorguluyor. İnsanların nasıl, neden ve ne zaman akıl dışı kararlar aldıklarını inceliyor. Böylece, ekonomiyi daha iyi anlamamızı sağlayacak ipuçlarını sunuyor.

Dan Ariely’nin kitaplarını aşağıdaki sırayla okumanızı tavsiye ederim.

Ariely_akildisi

Akıldışı Ama Öngörülebilir: Kararlarımızı Biçimlendiren Gizli Kuvvetler
Dan Ariely
Optimist / İş – Yönetim Dizisi

ariely_akildisinin-mantigi-3672-50467

Akıldışının Mantığı
Dan Ariely
Optimist / İş – Yönetim Dizisi

Ariely_durust-olmamanin-ardindaki-durust-gercek-

Dürüst Olmamanın Ardındaki (Dürüst) Gerçek: Kendimiz Başta Olmak Üzere Nasıl Herkese Yalan Söyleriz?
Dan Ariely
Optimist / İş – Yönetim Dizisi

Tatil için sadece “light” kitaplar önerdim. Ama bu kitapların “light” olmasına bakmayın. Hepsi zihin açıcı kitaplar. Hem iktisadı daha iyi anlamanızı, hem de önümüzdeki dönem daha meraklı (ve ukala) iktisat öğrencileri olmanızı sağlayacaklar. Daha sonra, daha ağır kitaplar okumak ve iktisat bilgisini derinleştirmek isteyenler için de öneriler yaparım. Son olarak ve doğal olarak 🙂 İktisat Nedir?”i de önereyim. İktisat Nedir? de kolay okunacak iktisat kitapları arasında sayılabilir. Bu kitapta, kitabın kahramanı olan öğrenciler, iktisadın ne olduğunu, nasıl bir bilim olduğunu tartışıyorlar. Bunu yaparken, iktisattaki türlü çeşit ilginçliği de gözler önüne seriyorlar. İlyas, Filizsu ve arkadaşlarının iktisat maceralarını okuyunca, iktisat derslerinde öğrendiklerinizi sorgulamaya başlayacaksınız. Sorgulamaya başlayınca da iktisadı biraz daha sevmeye başlayacaksınız. En azından ben böyle olmasını umuyorum… Eğer iktisat dersleriyle gerçek dünya arasındaki ilişkiyi kurmakta zorlanıyorsanız, “iktisat da ne ya!” diyorsanız, İktisat Nedir?‘e bir göz atmanızı öneririm. İyi tatiller.


İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.

 

Görsel: https://flic.kr/p/nkyV1x

İktisat Dediğin!

Sevgili Armağan Ekici‘nin Radikal Kitap için yazdığı değerlendirme yazısı:

Türkiye’de onyıllar boyunca “darboğaz”, “kriz”, “kemer sıkma”, “enflasyon” kelimeleriyle yaşadık. Dünya, 2008’den itibaren, altı yıldır bir türlü bitemeyen, ne zaman biteceği de belli olmayan bir “kriz”in içinde. İktisat, sevelim-sevmeyelim, kabullenelim-kabullenmeyelim, hepimizin hayatında giderek daha çok önem kazanıyor; öyle ki, anaakım gazetelerin sayfa sayılarının dağılımına bakarsak, ekonomi, neredeyse futbolla bile yarışıyor artık.

Ekonominin hayatımızdaki önemi artarken, bu dev krizin geleceğini göremeyen, pek çok öngörüsü yanlış çıkan, bugün bile krizin çaresinin ne olduğu konusunda ortak bir cevap veremeyen iktisat bilimi kendini zor bir durumda buldu. Bugün, iktisatçılar, en temel sorular, ilkeler konusunda kıran kırana bir tartışma içindeler. Dünyanın düzeni olarak kabullendiğimiz en temel kavramların bile sorgulanmaya başladığı bir dönemdeyiz: Devletin ve bankaların sınırsız olarak yoktan para yaratabildiği itibari para sistemi iyi bir fikir miydi, yoksa altın standardı daha mı doğruydu? Borçlanmaya dayalı sistemler işliyor mu gerçekten? Sınırsız büyüme, üretim ve tüketim dogmaları gerçekçi mi? Verimlilik artıyor mu, yoksa hep birlikte kimsenin gerçekten ihtiyaç duymadığı mal ve hizmetleri üretmekle mi uğraşıyoruz?

Bu yazıyı yazarken, haftasonu gazetelerinde okuduğum yazılardan biri, krizden çıkmanın yolunun devlet harcamalarını artırmak mı kısmak mı olduğu tartışması üzerineydi; bunca yıllık iktisat bilimi ve maliye yönetimi geleneği varken, böylesi temel bir sorunun cevabı üzerinde mutabakat olmasını bekliyor insan; ama bu konuda bile mutabakat yok. Son aylarda, bir Fransız iktisatçının, Thomas Piketty’nin Capital in the Twenty-First Century (21. Yüzyılda Kapital) adlı kitabı büyük tartışma yarattı, hatta herkesi şaşırtarak Amazon’un en çok satan kitaplar listesinde (roman ve öyküler dâhil) bir numaraya yerleşti; Piketty, dünya düzeninin nasıl hep eşitsizliği artırmak üzerine kurulu olduğunu gösterdikten sonra, bu spiralden çıkış için vergi sisteminin tümden değiştirilmesi gerektiğini söylüyor kitabında. “Her şey iyi olacak”çı, anaakım iktisadını savunan dergiler (The Economist, örneğin) Piketty’yi cevaplamak zorunda hissediyorlar kendilerini; “Söylediği yanlış olmalı” diyor The Economist, “çünkü bu solcu bir görüş”.

İşte iktisat konusunda tartışmalar böylesine sertleşmişken, Emrah Aydınonat’ın büyük bir mizah duygusuyla, tıkır tıkır akıp giden bir ritmle yazılmış kitabı İktisat Nedir?, iktisattan da iktisatçılardan da bıkma eğiliminde olanlara; tüm bu mistifikasyon içinde, toz dumandan neyi ciddiye alacaklarını bilemeyenlere, yukarıda andığım Piketty-The Economist tartışması benzeri tartışmalarda ne konuşulduğunu anlamak isteyenlere yardıma koşuyor. Aydınonat, kitabı bir yandan tam bugünün diliyle, bugünün mizahıyla, bugünün konularıyla konuşan, bir yandan da binlerce yıllık diyalog geleneğine selam veren bir formda, diyaloglar formunda yazmış; bizi her verilen görüşü hemen kabul etmemeye, mevcut tartışmanın çoğulluğundan haberdar olmaya çağırıyor. Kitap, iktisat biliminin anaakım iktisattan, arz-talep eğrilerinden, rasyonel insanlardan ve mükemmel piyasalardan ibaret olmadığını hatırlatıyor. Okuru iktisadın çağdaş tartışmalarından, bulgularından, çağdaş kapsamından, günümüzde başka araştırma alanlarıyla (felsefeyle, nörobilimle, psikolojiyle, antropolojiyle) girdiği ilişkilerden haberdar ediyor; bilimsel yöntemin, yanlışlanabilirliğin ve tartışmanın, tartışmanın çoğulluğunun önemini görmeye çağırıyor.

Kitap, iktisadın değişik tanımları, bilimler arasındaki yeri, astrolojiden farkı gibi temel konuları ele aldıktan sonra, “para” konusuna dönüyor ve paranın ne olduğu, paranın insan davranışlarını nasıl etkilediği üzerine son araştırmaların bir özetiyle tamamlanıyor.

Belli ki çağdaş iktisadın özellikle bu günlerde kendimizi, davranışlarımızı ve dünyayı anlamamıza yardımcı olmak için söyleyeceği çok şey var, yeter ki biz biraz gözlerimizi açalım. Umarım, Aydınonat, uluslararası ticaret, döviz kurları, büyüme gibi makroiktisat konularına el atacağı ikinci bir cildi de yazar.

Radikal Kitap’taki değerlendirme yazısı burada.

İktisat Nedir?
İktisat Nedir?
İktisat Üzerine Söyleşiler
İletişim Yayınları
N. Emrah Aydınonat

İkinci el oto alırken dikkat edilecekler, Victoria’s Secret, idam cezası, Buridan’ın eşeği, Fayda Fidayda, diğerkâmlık, büzüşen beyinler, oral seks ve para… Hepsi ve daha fazlası…

N. Emrah Aydınonat (Derleyen), Ü. Barış Urhan (Derleyen)

Birçok kişinin korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borçlarıyla nasıl baş edilebilir? Hiç kullanılmayan dakikalara ve mesajlara yüklüce ücretlerin ödeneceği telefon tarifeleri her şeye rağmen neden seçiliyor? “Pazarlık yapma” halinin içinde nasıl bir iktisat yatıyor ve pazarlık yaparken nelere dikkat edilmeli? Hayatın İçindeki İktisat, iktisadi davranışlara farklı bir bakış sunmayı amaçlayan sorulardan yola çıkan makalelerden oluşuyor. Bir yandan modern insanın arızalarının bir kısmını daha yakından tanımayı ve bunların iktisadi sonuçlarını incelemeyi hedeflerken, bir yandan da iktisadın nasıl bir bilim olduğuna dair yerleşik fikirleri değiştirecek çalışmalara dayanıyor.